Tiyatro-Sinema
Bu yazımda kültürel değerlerimizden tiyatronun günden güne azalan değerinin ve onun yerini belki de çoktan alan sinemanın bir eleştirisini yapmak istiyorum.

Tiyatro…En fazla uğraş ve ustalık gerektiren sanatlardan biri. Böylesine zorlu olmasının ve çaba gerektirmesinin temelinde hataya yer vermemesi yatıyor. Bir ressam yaptığı resmi defalarca deneyebilir yada bir aktör başarılı bir sahne çekmek için defalarca kamera karşısına geçebilir; ancak tiyatro oyuncusunun böyle bir şansı yoktur. Sahneye çıktığında seyircilerin meraklı bakışlarını hisseder üzerinde; sahne heyecanını, kendisine çevrilen merak dolu gözleri ve toplumsal rolünü geride bırakmalı; yalnızca sahnedeki rolüne odaklanmalıdır. İki hayatı vardır tiyatrocunun: Sahnede ve sahne dışında. Öyle ki her iki durumda da kendisine verilen rolü en iyi biçimde oynamak zorundadır.
Ve tiyatronun yitip gitmekte olan değerinin karşısında yükselişe geçen sinema… Sanırım insanlar daha geniş kapsamlı yapımları beğeniyorlar. Sonuçta tiyatroda çok az sayıda insan rol alıyor ve mekan dar; tabi bir de kullanılan sahne, dekorasyon daha kolay oluyor. Günümüz insanları duruma bakılırsa yaşamlarından memnun değil; çünkü tiyatro sinemaya oranla çok gerçekçi oluyor yani yaşamla daha bir iç içe; mamafih sinemadaki sanal ortam tiyatrodaki gerçek hayatın yansımalarından daha cazip geliyor.

Oysa tiyatro sanatçısı olmak bir aktör olmaya oranla çok zor ve fazla çaba gerektiriyor. Zorlukların en başında tiyatro oyuncusunun yanlış şansının olmaması yer alıyor; üstelik sahne heyecanını üstünden atmak ve kendini tamamen rolünle özdeşleştirmek basit olmasa gerek. Buna karşılık, sinemada bir sahnenin defalarca çekilme şansı var. Tabii ki şunu belirtmekte de yarar görüyorum: Film çekimi de çok emek isteyen bir iş ve fazlasıyla vakit alıyor; ancak üstünde durmak istediğim nokta, her iki sanat dalının da aka zorlukları olması; fakat sinemanın emeğinin karşılığını alırken tiyatronun her geçen gün daha az tercih edilmesi.
Türkiye’de tiyatronun geçmişine bakıldığında bu hazin tablo kendini daha çok belli ediyor.İlk yerli tiyatro eserimiz Şinasi‘nin ‘Şair Evlenmesi’ çok önemli bir yere sahip; çünkü o zamanlar tiyatronun gelişimi için Avrupa ülkelerine aydınlarımız, yazarlarımız gönderiliyordu. Bu çabaların karşılığının böyle olması çok üzücü ve Türkiye için kayıp.
Temennim devlet tiyatroları ve sanatçıların adalet ettikleri yere tekrar gelmesi.



gerçekten çok şey anladım tiyatro ve sinema yarışması olacak biz tiyatrodan yanayız yanı tiyatroyu açıklayacağız umarız böyle güzel yazı sayesinde çalışır ve 1. oluruz yazan kişiye çook tesekkür ederiz…
Yorumunuz için ben teşekkür ederim. Yarışmada başarılar…