KİTAP OKUMAK ÖZGÜRLÜK İSTER
Geçen sene “Edebiyat ile Tarih ilişkisi” adlı bir konu vardı. Konu derinlere indikçe çok sıkıcı geçmeye başladı. Bir de bizim yazın öğretmeni okumamız için tarih konulu 5 tane roman ismi verdiğinde kendimi bitmiş hissettim. Yanlış anlamayın kitap okumayı sevmeyen bir insan değilim tam tersine kitap okumayı çok seviyorum.Fakat öğretmenlerin okuma zorunluluğu altında verimli kitap okuyamıyorum.

Öyle zannediyorum ki bu sadece benim için değil, diğer öğrenciler için de geçerlidir. Kitap okumak özgürlük ister. Birilerinin zorlamasıyla kitap okunmaz. Öğretmenimizin “ille de okuyacaksınız, sözlü notu vereceğim” dediği gün gidip Kemal Tahir’in “Esir Şehrin İnsanları” kitabını aldım.Kitap 450 sayfa. Ben bunu nasıl okuyacağım diye düşünürken, sözlü zamanı da yaklaşıyor.Öyle böyle bitirdim kitabı. Kitaptan ne doğru düzgün bir şey anladım ne de zevk aldım. Belki de kendim okumak isteseydim kitabı severek okuyacaktım.
Sözlü günü geldiğinde çıktım tahtaya; nerden başlasam, nasıl anlatsam diye bekliyorum. Kitabı şöyle bir özet geçtim. Biraz süslü cümleler ve internetten bulduğum bilgileri kullandım. Benden sonra kitabı öğretmenimiz okumuş. Arkadaşıma kitabı anlatırken hata bilgi verdiğimi söylemiş. Gayet normal karşıladım bu durumu. Ben o kitabı anlayarak okumadım. O eseri hakkını vererek okumak isterdim.
Öğretmenlerin öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırma çabasını anlıyorum. Ama bunu böyle zorla yapmak öğrencileri kitap okumaktan uzaklaştırıyor. Öğretmenlerin genellikle öğrencilere tavsiye ettiği kitaplar ya dünya klasikleri ya da Türk klasikleri oluyor. Çünkü klasiklerin daha çok şey kazandırdıklarına inanıyorlar. Bu konuda haksız sayılmazlar ama klasik olmayıp da insanlara klasiklerden daha yararlı şeyler kazandıran kitaplar da yok değil.
Eğer öğretmenler öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırmak istiyorsa; her kitabın ya da insana bir şeyler kazandıran bir kitabın her insan üzerinde etkili olmadığını ve insanı sıkabileceği düşüncesini göz ardı etmesinler.!


